Uğur Dündar büyük düelloyu yorumladı
Uğur Dündar büyük düelloyu yorumladı
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile CHP Grup Başkanvekili Kemal kılıçdaroğlu arasında günlerdir beklenen büyük düello dün Star TV ekranlarında canlı olarak yayınlandı.
Ankara Büyükşehir Belediye
Başkanı Melih Gökçek ile CHP Grup Başkanvekili Kemal kılıçdaroğlu
arasında günlerdir beklenen büyük düello dün Star TV ekranlarında canlı
olarak yayınlandı.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve CHP Grup
Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki ekran düellosunu yöneten
Gazeteci Uğur Dündar, Gökçek’in olduğu bir tartışmayı bir daha
yönetmeyeceğini söyledi.
Uğur Dündar, tartışmanın galibi hakkında bir değerlendirme
yapmayacağını, seyircinin aklı ve vicdanıyla en doğru sonuca
ulaşacağını söyledi. Dündar “Daha önceki açık oturumlarda da Sayın
Gökçek’in üslubu pek farklı değildi ama burada dozu inanılmaz derecede
artırdı. Hatta beni bir ara taraflı olmakla suçladı. Ben tahmin
ediyorum ki o şekilde yaklaşımı beni psikolojik etki altına almak
amacını güdüyordu” dedi.
NTV’nin Yazı İşleri programında Mirgün Cabas ve Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtlayan Gazeteci Uğur Dündar şunları söyledi
FIRAT’IN DEĞERLİ BİR TARTIŞMACI OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜM
Bir öncekine göre biraz daha zor oldu değil mi bunu idare etmek?
Gerçekten çok zor oldu. Tartışmayı yönetirken bir ara sayın Dengir Mir
Mehmet Fırat’ın ne kadar değerli bir açık oturum tartışmacısı olduğunu
bir kez daha anladım. Aslında gerçekten de bu tartışmanın bitirilmiş
olması, kimsenin sesini kısmadan ve daha geniş bir kargaşaya meydan
vermeden bitirilmiş olması bence en büyük başarı. Ben görevimi
gerçekten tam bir dürüstlük ve tarafsızlık içinde yaptığıma inanıyorum.
Futbol maçlarında topun hangi taraf tarafından daha çok kullanıldığını
gösteren sayaçlar vardır biliyorsunuz. Doğalgaz sayaçlarından farklı
olarak elektronik sayaçlar vardır. Eğer burada da kimin daha fazla
konuştuğunu belirleyen bir sayaç koymuş olsaydık ekrana; sayın Gökçek
yüzde 80’le önde giderdi.
GÖKÇEK DOZU İNANILMAZ DERECEDE ARTTIRDI
Melih Gökçek’in hazırlıklı geldiğini gördük. Siz bu kadar büyük hazırlıklar bekliyor muydunuz?
Zaten bunun çok büyük bir ilgiyle seyredileceği ortadaydı ve Melih
Gökçek’in detaylı hazırlık yapmış olmasını çok doğal karşılıyorum.
Sayın Gökçek gerçekten başarılı bir performans sergileyerek tartışmaya
başladı. Çok kolay anlaşılır bir dille doğalgaz sayaçlarının
fiyatlarını elindeki grafiklerle de anlatmaya devam ederken birdenbire
tartışmanın insicamı dağıldı. Sayın Gökçek müdahaleci olmak yerine
sabırla bekleyerek kendisini ilgilendiren konularla sınırlı kalan bir
savunma anlayışına girmiş olsaydı; bence daha başarılı bir sonuç elde
edebilirdi. Çünkü -BBC’de kurs gördüğüm 70’li yıllardan bu tarafa bize
öğretilenler de bu doğrultudadır- siz çok haklı bile olsanız, karşı
tarafı konuşturmazsanız, karşı tarafı sürekli olarak itham altında
bırakan hatta rencide eden sözcüklerle saldırırsanız, hatta agresif bir
tartışma üslubu kullanırsanız; seyircinin vicdanı, seyircinin
psikolojisi saldırılan tarafı korumaya yöneliyor. Dolayısıyla Sayın
Gökçek usta bir televizyon tartışmacısı olarak bunu hesaplamalıydı.
Daha önceki açık oturumlarda da sayın Gökçek’in üslubu pek farklı
değildi ama burada dozu inanılmaz derecede artırdı. Hatta beni bir ara
taraflı olmakla suçladı. Ben tahmin ediyorum ki o şekilde yaklaşımı
beni psikolojik etki altına almak amacını güdüyordu. Ve gördüğüm
kadarıyla eğer kendisinden yana olsaydım beni tarafsız olarak
değerlendirecekti.
Sayaç düellosunda üslup tartışmayı engelledi
Sizce izleyici bu karşılaşmadan nasıl yararlandı?
Konunun net bir şekilde tartışılmasına müsait bir zemin oluşmadı. Zaten
Sayın Gökçek daha sakin bir üslupla konuşabilmiş kendisine verilecek
sözü bekleyip Sayın Kılıçdaroğlu’nu dinlemiş ve konuşmalarından sonra
elindeki dokümanlarla belgelerle cevaplamış olsaydı bence çok daha
sonuca ulaşan bir açık oturum gerçekleştirmiş olabilirdik. Tabii
seyirci mutlaka bir kanaate varmıştır.
SEYİRCİDEN ÇOK BÜYÜK BİR TEPKİ ALMIŞ
Melih Gökçek sanki Kılıçdaroğlu’nu çağırarak bir nevi iktidar
partisinin Kılıçdaroğlu ile olan hesabını da görmek gibi bir misyon da
yüklenmişti sanki. Böyle bir amacı vardıysa buna ulaşmış olduğunu
düşünüyor musunuz?
Tabii ki kimsenin aklından geçenleri okutabilecek bir gereç
bulunabilmiş değil. Sayın Gökçek’in beynindeki hesabı planı bizim
bilmemiz de mümkün değil. Benin orada amaçladığım daha önce Arena’da
Sayın Kılıçdaroğlu’nun dile getirdiği iddiaların -ki bunlar doğalgaz
sayaçlarıyla ve elektrik direkleriyle ilgiliydi- cevap bulması ve karşı
bazı argümanlarında seslendirilerek açık oturumda Ankara Büyükşehir
Belediyesi’nin bu alandaki doğalgaz uygulamalarıyla ilgili
icraatlarının netleşmesiydi. Tabii ki biz orada bir yargı mercii
değiliz. Ben şu haklıydı, bu haksızdı diyebilecek komumda da değilim.
Alışkanlığım da değil. Bu bence seyirci mutlak kendi vicdanında ve
aklında bir yere oturtmuştur. Bize gelen telefonlara bakarsanız, gelen
tepkilere bakarsanız, Sayın Melih Gökçek’in hem beni konuşturmaması hem
sayın Kılıçdaroğlu’nun bir şeyler anlatmaya çabalarken sürekli olarak
onu susturup başka konulara çekmeye çalışması, seyirciden çok büyük bir
tepki almış. Bana yönelik gelen tepkilerse ‘Uğur Bey’in sabrına hayran
olduk’ şeklindeydi. Hakikaten ben de bu yıl bana bir ödül verilecek
olursa yılın sabır taşı ödülüne talip olduğumu belirtebilirim.
Bir ara taş çatlamaya çok yaklaştı ama... Siz sanırım Melih Gökçek’in olduğu bir toplantıyı yönetmeyeceğinizi söylediniz…
Ben onu şöyle de söyleyebilirdim ama orada ev sahibiyim şimdi izin
verirseniz gerçek düşüncemi aktarayım: Eğer Sayın Gökçek bu üslubuyla
bir tartışmacı ararsa karşısında bence hiçbir kimseyi bulamaz. Ayrıca
yine bu üslubunu sürdürürse karşısında bu mesleğin ilkelerine sıkı
sıkıya bağlı herhangi bir tartışma yöneticisi de bulamaz. Dolayısıyla
Sayın Gökçek’in -ben açık oturumda da kendisine bir kaç kez
hatırlatmaya gayret ettim- üslubunu değiştirmesi, siyasi etiğin uygun
gördüğü daha nazik, daha hoşgörülü ve kurallara uyan bir üslup içinde
açık oturumlara katılması gerekir. Bu onun siyasi geleceği açısından
daha uygun bir yol ve yöntem olur diye düşünüyorum.
GRAFİKLERLE KONUŞMAK ÖNEMLİYDİ AMA...
Yani dünkü sözleriniz tartışmanın sıcaklığı içinde söylenmiş sözler
değildi. Siz Melih Gökçek’in içinde olduğu bir tartışmayı bir daha
yönetmemekte kararlısınız öyle mi?
Kesinlikle kararlıyım. Ben dün akşam dediğim gibi eğer bir sayaç söz
konusu olsa kimin daha fazla konuştuğunu belirleyen sözcükler de
sayılabilir. Belki birileri bunu yaparlar. Açık oturumun yüzde 80’inde
konuşan ve karşısındaki konuşturmamaya gayret eden kişi olarak sayın
Melih Gökçek’i gördüm ve hayretle izledim. Sonuçta o galiptir, bu
galiptir yorumunu hiç bir şekilde yapmayacağım. Sayın Gökçek’in haklı
olduğu taraflar olduğunu da ifade etmek isterim. Mesela fiyatlarla
ilgili olarak başlangıçta yaptığı açıklamayı ve yaklaşımı, o grafikleri
göstermesini son derece uygun buldum ama daha sonra öylesine bir
agresif tutum sergiledi ki seyirci vicdanında haklı olabileceği yerde,
bu tutumu nedeniyle ben pek olumlu izlenim bırakmadığı kanısındayım.
ENSEME SİLAH DAYANSA TARAFSIZLIĞIMI YİTİRMEM
Yerel seçim süreci başladı ve televizyonlar tekrar gündeme gelecek. Siz
uzun yıllardır televizyonlarda tartışma yönetirsiniz. Gönlünüzden neler
geçiyor? Liderleri bir araya getirmeyi deneyecek misiniz?
Keşke gerçekleşebilse bu tür tartışmalar ve hatta periyodik olarak
yapılabilse. Ülke meseleleri parlamentoda grubu bulunan siyasi
partilerin sayın genel başkanları tarafından, yine belirttiğim o siyasi
etiğin gerekli kıldığı üslupla konuşulabilse. Bundan hem demokrasimiz
kazanır, hem de medya, toplumu gerçekler hakkında bilgi sahibi kılma
görevini yerine getirmiş olur. Sayın Gökçek bir televizyon kanalında da
benim taraflı yönetim sergilediğimi söyleyince kendisini aradım. Benim
itiyadımdır açık oturumdan sonra o oturuma katılan değerli konukları
ararım. Daha öncede Sayın Fırat ve Sayın Kılıçdaroğlu’nu aradım
teşekkür ettim, bana güvendikleri için. Bu açık oturumdan sonrada yine
Sayın Gökçek ve Sayın Kılıçdaroğlu’nu aradım tekrar teşekkür ettim.
Ayrıca şunu söyledim: ‘Sayın Gökçek, benim enseme birisi silah dayasa,
ben tarafsızlığını kaybedecek bir insan değilim. Benim yapım bu; ben
istesem de taraflı olamam. Siz herhalde şöyle düşündünüz; benim yanımda
olmadığı için Uğur Dündar taraflı diye bir değerlendirmede bulundunuz.
Diyelim ki benim içime bir şeytan girdi -böyle bir şey mümkün değil ya-
diyelim ki taraflı olmaya eğilim göstermeye başladım ama siz agresif
yaklaşımlarınızla ona bile izin vermediniz’
Kaldı ki böyle bir şey söz konusu değil. Gerçekten ben böyle konularda
kendimi sinirleri çekilmiş bir et gibi hissediyorum. Vicdanımın
terazisinin adaletinden öyle eminim ki; onun hiç bir şekilde
şaşmayacağından öylesine eminim ki; söylüyorum o anda enseme silah
dayasalar ben tarafsızlığımı yitirmem.
BLOG YAZARLARI NE DEDİ?
İzleyenler açısından çok tatminkar bir şekilde sonuçlanmayan tartışma, Melih Gökçek tarafından sabote edilirken, moderatörlüğünü yapan Uğur Dündar'ı da çileden çıkardı.


Tuba Büyüküstün, yeni bir ilişkiye başlamak konusunda cesaretli olmadığını söyledi.








