| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

APPLE İPHONE

Uğur Dündar büyük düelloyu yorumladı

güncellenme zamanı 10.51 | 18.12.2008
büyük halleri için üzerine tıklayın

Uğur Dündar büyük düelloyu yorumladı

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile CHP Grup Başkanvekili Kemal kılıçdaroğlu arasında günlerdir beklenen büyük düello dün Star TV ekranlarında canlı olarak yayınlandı.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile CHP Grup Başkanvekili Kemal kılıçdaroğlu arasında günlerdir beklenen büyük düello dün Star TV ekranlarında canlı olarak yayınlandı.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki ekran düellosunu yöneten Gazeteci Uğur Dündar, Gökçek’in olduğu bir tartışmayı bir daha yönetmeyeceğini söyledi.

Uğur Dündar, tartışmanın galibi hakkında bir değerlendirme yapmayacağını, seyircinin aklı ve vicdanıyla en doğru sonuca ulaşacağını söyledi. Dündar “Daha önceki açık oturumlarda da Sayın Gökçek’in üslubu pek farklı değildi ama burada dozu inanılmaz derecede artırdı. Hatta beni bir ara taraflı olmakla suçladı. Ben tahmin ediyorum ki o şekilde yaklaşımı beni psikolojik etki altına almak amacını güdüyordu” dedi.

NTV’nin Yazı İşleri programında Mirgün Cabas ve Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtlayan Gazeteci Uğur Dündar şunları söyledi

FIRAT’IN DEĞERLİ BİR TARTIŞMACI OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜM

Bir öncekine göre biraz daha zor oldu değil mi bunu idare etmek?
Gerçekten çok zor oldu. Tartışmayı yönetirken bir ara sayın Dengir Mir Mehmet Fırat’ın ne kadar değerli bir açık oturum tartışmacısı olduğunu bir kez daha anladım. Aslında gerçekten de bu tartışmanın bitirilmiş olması, kimsenin sesini kısmadan ve daha geniş bir kargaşaya meydan vermeden bitirilmiş olması bence en büyük başarı. Ben görevimi gerçekten tam bir dürüstlük ve tarafsızlık içinde yaptığıma inanıyorum. Futbol maçlarında topun hangi taraf tarafından daha çok kullanıldığını gösteren sayaçlar vardır biliyorsunuz. Doğalgaz sayaçlarından farklı olarak elektronik sayaçlar vardır. Eğer burada da kimin daha fazla konuştuğunu belirleyen bir sayaç koymuş olsaydık ekrana; sayın Gökçek yüzde 80’le önde giderdi.

GÖKÇEK DOZU İNANILMAZ DERECEDE ARTTIRDI

Melih Gökçek’in hazırlıklı geldiğini gördük. Siz bu kadar büyük hazırlıklar bekliyor muydunuz?
Zaten bunun çok büyük bir ilgiyle seyredileceği ortadaydı ve Melih Gökçek’in detaylı hazırlık yapmış olmasını çok doğal karşılıyorum. Sayın Gökçek gerçekten başarılı bir performans sergileyerek tartışmaya başladı. Çok kolay anlaşılır bir dille doğalgaz sayaçlarının fiyatlarını elindeki grafiklerle de anlatmaya devam ederken birdenbire tartışmanın insicamı dağıldı. Sayın Gökçek müdahaleci olmak yerine sabırla bekleyerek kendisini ilgilendiren konularla sınırlı kalan bir savunma anlayışına girmiş olsaydı; bence daha başarılı bir sonuç elde edebilirdi. Çünkü -BBC’de kurs gördüğüm 70’li yıllardan bu tarafa bize öğretilenler de bu doğrultudadır- siz çok haklı bile olsanız, karşı tarafı konuşturmazsanız, karşı tarafı sürekli olarak itham altında bırakan hatta rencide eden sözcüklerle saldırırsanız, hatta agresif bir tartışma üslubu kullanırsanız; seyircinin vicdanı, seyircinin psikolojisi saldırılan tarafı korumaya yöneliyor. Dolayısıyla Sayın Gökçek usta bir televizyon tartışmacısı olarak bunu hesaplamalıydı. Daha önceki açık oturumlarda da sayın Gökçek’in üslubu pek farklı değildi ama burada dozu inanılmaz derecede artırdı. Hatta beni bir ara taraflı olmakla suçladı. Ben tahmin ediyorum ki o şekilde yaklaşımı beni psikolojik etki altına almak amacını güdüyordu. Ve gördüğüm kadarıyla eğer kendisinden yana olsaydım beni tarafsız olarak değerlendirecekti.

Sayaç düellosunda üslup tartışmayı engelledi

Sizce izleyici bu karşılaşmadan nasıl yararlandı?
Konunun net bir şekilde tartışılmasına müsait bir zemin oluşmadı. Zaten Sayın Gökçek daha sakin bir üslupla konuşabilmiş kendisine verilecek sözü bekleyip Sayın Kılıçdaroğlu’nu dinlemiş ve konuşmalarından sonra elindeki dokümanlarla belgelerle cevaplamış olsaydı bence çok daha sonuca ulaşan bir açık oturum gerçekleştirmiş olabilirdik. Tabii seyirci mutlaka bir kanaate varmıştır.

SEYİRCİDEN ÇOK BÜYÜK BİR TEPKİ ALMIŞ

Melih Gökçek sanki Kılıçdaroğlu’nu çağırarak bir nevi iktidar partisinin Kılıçdaroğlu ile olan hesabını da görmek gibi bir misyon da yüklenmişti sanki. Böyle bir amacı vardıysa buna ulaşmış olduğunu düşünüyor musunuz?
Tabii ki kimsenin aklından geçenleri okutabilecek bir gereç bulunabilmiş değil. Sayın Gökçek’in beynindeki hesabı planı bizim bilmemiz de mümkün değil. Benin orada amaçladığım daha önce Arena’da Sayın Kılıçdaroğlu’nun dile getirdiği iddiaların -ki bunlar doğalgaz sayaçlarıyla ve elektrik direkleriyle ilgiliydi- cevap bulması ve karşı bazı argümanlarında seslendirilerek açık oturumda Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin bu alandaki doğalgaz uygulamalarıyla ilgili icraatlarının netleşmesiydi. Tabii ki biz orada bir yargı mercii değiliz. Ben şu haklıydı, bu haksızdı diyebilecek komumda da değilim. Alışkanlığım da değil. Bu bence seyirci mutlak kendi vicdanında ve aklında bir yere oturtmuştur. Bize gelen telefonlara bakarsanız, gelen tepkilere bakarsanız, Sayın Melih Gökçek’in hem beni konuşturmaması hem sayın Kılıçdaroğlu’nun bir şeyler anlatmaya çabalarken sürekli olarak onu susturup başka konulara çekmeye çalışması, seyirciden çok büyük bir tepki almış. Bana yönelik gelen tepkilerse ‘Uğur Bey’in sabrına hayran olduk’ şeklindeydi. Hakikaten ben de bu yıl bana bir ödül verilecek olursa yılın sabır taşı ödülüne talip olduğumu belirtebilirim.

Bir ara taş çatlamaya çok yaklaştı ama... Siz sanırım Melih Gökçek’in olduğu bir toplantıyı yönetmeyeceğinizi söylediniz…
Ben onu şöyle de söyleyebilirdim ama orada ev sahibiyim şimdi izin verirseniz gerçek düşüncemi aktarayım: Eğer Sayın Gökçek bu üslubuyla bir tartışmacı ararsa karşısında bence hiçbir kimseyi bulamaz. Ayrıca yine bu üslubunu sürdürürse karşısında bu mesleğin ilkelerine sıkı sıkıya bağlı herhangi bir tartışma yöneticisi de bulamaz. Dolayısıyla Sayın Gökçek’in -ben açık oturumda da kendisine bir kaç kez hatırlatmaya gayret ettim- üslubunu değiştirmesi, siyasi etiğin uygun gördüğü daha nazik, daha hoşgörülü ve kurallara uyan bir üslup içinde açık oturumlara katılması gerekir. Bu onun siyasi geleceği açısından daha uygun bir yol ve yöntem olur diye düşünüyorum.

GRAFİKLERLE KONUŞMAK ÖNEMLİYDİ AMA...
Yani dünkü sözleriniz tartışmanın sıcaklığı içinde söylenmiş sözler değildi. Siz Melih Gökçek’in içinde olduğu bir tartışmayı bir daha yönetmemekte kararlısınız öyle mi?
Kesinlikle kararlıyım. Ben dün akşam dediğim gibi eğer bir sayaç söz konusu olsa kimin daha fazla konuştuğunu belirleyen sözcükler de sayılabilir. Belki birileri bunu yaparlar. Açık oturumun yüzde 80’inde konuşan ve karşısındaki konuşturmamaya gayret eden kişi olarak sayın Melih Gökçek’i gördüm ve hayretle izledim. Sonuçta o galiptir, bu galiptir yorumunu hiç bir şekilde yapmayacağım. Sayın Gökçek’in haklı olduğu taraflar olduğunu da ifade etmek isterim. Mesela fiyatlarla ilgili olarak başlangıçta yaptığı açıklamayı ve yaklaşımı, o grafikleri göstermesini son derece uygun buldum ama daha sonra öylesine bir agresif tutum sergiledi ki seyirci vicdanında haklı olabileceği yerde, bu tutumu nedeniyle ben pek olumlu izlenim bırakmadığı kanısındayım.

ENSEME SİLAH DAYANSA TARAFSIZLIĞIMI YİTİRMEM

Yerel seçim süreci başladı ve televizyonlar tekrar gündeme gelecek. Siz uzun yıllardır televizyonlarda tartışma yönetirsiniz. Gönlünüzden neler geçiyor? Liderleri bir araya getirmeyi deneyecek misiniz?
Keşke gerçekleşebilse bu tür tartışmalar ve hatta periyodik olarak yapılabilse. Ülke meseleleri parlamentoda grubu bulunan siyasi partilerin sayın genel başkanları tarafından, yine belirttiğim o siyasi etiğin gerekli kıldığı üslupla konuşulabilse. Bundan hem demokrasimiz kazanır, hem de medya, toplumu gerçekler hakkında bilgi sahibi kılma görevini yerine getirmiş olur. Sayın Gökçek bir televizyon kanalında da benim taraflı yönetim sergilediğimi söyleyince kendisini aradım. Benim itiyadımdır açık oturumdan sonra o oturuma katılan değerli konukları ararım. Daha öncede Sayın Fırat ve Sayın Kılıçdaroğlu’nu aradım teşekkür ettim, bana güvendikleri için. Bu açık oturumdan sonrada yine Sayın Gökçek ve Sayın Kılıçdaroğlu’nu aradım tekrar teşekkür ettim. Ayrıca şunu söyledim: ‘Sayın Gökçek, benim enseme birisi silah dayasa, ben tarafsızlığını kaybedecek bir insan değilim. Benim yapım bu; ben istesem de taraflı olamam. Siz herhalde şöyle düşündünüz; benim yanımda olmadığı için Uğur Dündar taraflı diye bir değerlendirmede bulundunuz. Diyelim ki benim içime bir şeytan girdi -böyle bir şey mümkün değil ya- diyelim ki taraflı olmaya eğilim göstermeye başladım ama siz agresif yaklaşımlarınızla ona bile izin vermediniz’

Kaldı ki böyle bir şey söz konusu değil. Gerçekten ben böyle konularda kendimi sinirleri çekilmiş bir et gibi hissediyorum. Vicdanımın terazisinin adaletinden öyle eminim ki; onun hiç bir şekilde şaşmayacağından öylesine eminim ki; söylüyorum o anda enseme silah dayasalar ben tarafsızlığımı yitirmem.


BLOG YAZARLARI NE DEDİ?

 

İzleyenler açısından çok tatminkar bir şekilde sonuçlanmayan tartışma, Melih Gökçek tarafından sabote edilirken, moderatörlüğünü yapan Uğur Dündar'ı da çileden çıkardı.

Didim'deki marinaya Hollywood'dan talep var


           
 


 
 
Hasan BAYRAK/ DİDİM(Aydın),(DHA)
 
 
AYDIN’ın Didim İlçesi’nde 2 yıl önce temeli atılan ve önümüzdeki Nisan ayında hizmete açılması planlanan 1100 yat kapasiteli Türkiye'nin en büyük marinasına Hollywood yıldızlarından da talep olduğu açıklandı.

Doğuş Holding'in yap-işlet- devret modeliyle yaptığı 50 milyon dolarlık D-Marin Didim'in İşletme Müdürü Murat Yaprak, marinanın inşaatın mart ayı sonunda bitirileceğini, nisanda da resmi açılışın yapılacağını söyledi.

Yaprak, marinaya 2 ünlü Hollywood yıldızından yatlarına yer kiralamak için talep geldiğini söyledi, henüz bir anlaşmaya varılmadığı için yıldızların isimlerini açıklamadı. Yaprak, marinanın Didim'e çağ atlatacağını vurgularken, dev yatırım hakkında şunları söyledi:
“D-Marin Didim ağırlıklı olarak 75- 150 m. uzunluğundaki mega yatlara hizmet verecek. 650 yat karada, 450 yat ise denizde bağlama kapasitesi olan marinada ayrıca banka, akaryakıt istasyonu, yüzme havuzu, restoran, kültür merkezi, kafeterya, alışveriş merkezi,yat kulüp, yat malzemeleri satış mağazası, 300 ve 100 tonluk yat lift, spor üniteleri, beach clup, feribot işletmesi, gümrük, liman başkanlığı, pasaport kontrol üniteleri yer alacak.
Bin 150 metrelik bir ana dalgakıran ve ondan yaklaşık 600 metre kuzeydoğudan başlayan 625 metrelik bir tali dalgakıran ile korunacak deniz baseni ve onun arkasındaki geniş arazi üzerinde yapılıp işletilecek olan marinada yatlara bağlama, park ve diğer bütün teknik ve sosyal hizmetler sağlanacak.”

YENİ GÜMRÜK KAPILARI AÇILABİLİR

Müdür Yaprak ayrıca, D-Marin Didim'in, Ege denizinden her yöne gidiş-geliş ve Çeşme- Kuşadası- Bodrum- Datça- Marmaris- Fethiye güzergahında tur yapacak tüm yatların rotası üzerinde yer aldığı için önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Marinanın yatların uğrak yerlerinden İstanköy (Kos), Samos, Kilimli (Kalimnos), Leros ve Patnos gibi Yunan adalarına da çok yakın bir konumda olması nedeniyle bölgede hızla yeni gümrük kapılarının açılması ve feribot seferlerinin başlamasına olanak sağlayacağını anlattı.

TURİZM 12 AYA YAYILACAK

Marinanın Didim'in turizmine büyük katkıları olacağını söyleyen Didim Belediye Başkanı Mümin Kamacı ise, “Tarihi, kültürü ve doğası ile her türlü olumlu şartlara sahip Didim'de, marinanın hizmete girmesiyle turizm artık mevsimlik değil yılın 12 ayı yapılabilecek. D-Marin Didim, ilçemize çağ atlatacak” dedi.

EMLAK FİYATLARI ARTTI

Didim Emlakçılar Derneği Başkanı Osman Coşkun da marinanın yapımına başlanmasının ardından bölgedeki emlak fiyatlarının iki katına çıktığını söyledi. “Marina faaliyet geçtikten sonra bu bölgedeki gayrimenkul fiyatları daha da artacak. Marina, Didim'i hareketlendirecek, cazibesini arttıracak” diye konuştu.

Un ihracatı krize rağmen hız kesmiyor

 
A.A.
 
 
Altınapa Değirmencilik AŞ. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nurettin Demirpolat, dünya piyasalarında un fiyatlarının tonda 100-150 dolar ucuzladığını ancak ihracatta azalma yaşanmadığını söyledi.

Demirpolat, tüm dünyada buğday fiyatlarında bir düşüş yaşandığını, buna bağlı olarak iç piyasada da fiyatların bir miktar geri çekildiğini söyledi.

Türkiye'de hububat üretim merkezi durumunda olan Konya'da yaklaşık 50 un fabrikasının faaliyette olduğunu dile getiren Demirpolat, kendilerinin aralarında bulunduğu bazı fabrikaların ihracat yapmaya devam ettiğini belirtti.

Ekonomik krizini ihracata yönelik çalışan un üretim sektörünü çok fazla etkilemediğini ifade eden Demirpolat, şunları kaydetti:
“Firma olarak biz ayda 4-5 bin ton un ihraç ediyoruz. Şu anda Türkiye'den en fazla un ihracatı Irak'a yapılıyor. Irak pazarının durumundan oldukça memnunuz. Bunun dışında Dubai, Eritre ve diğer Afrika ülkelerine de ihracat yapılmaya devam ediliyor. Dünya piyasalarında un fiyatları tonda 100-150 dolar ucuzladı, tonu 550 dolar olan un fiyatları 450 dolara kadar düştü. Ancak ihracatımızda azalma yok. Ayrıca Türkiye'deki buğday fiyatlarında yaşanan gevşeme de un ihracatında elimizi güçlendirdi.”

Türkiye'nin un ihracatında sıkıntı yaşanmamasının bir nedeninin de kaliteli un üretimi olduğunu belirten Demirpolat, “Unumuz kaliteli olduğu için, dünya fiyatlarından daha yukarda fiyat versek de unumuza pazar bulabiliyoruz. Dünyadaki rakip ülkelerde rekabetimizde bir sorun yok” diye konuştu.
“İhraç etmek için un üretimini yetiştiremiyoruz” diyen Demirpolat, şöyle devam etti:
“Un ihracatı karşılığı buğday ithalatı yapan firmalar olarak, önemli bir sorun yaşamıyoruz. Sektörün gidişatından oldukça memnunuz. Un ihracatının iyi durumda olması iç piyasayı da uzun vadede rahatlatacak bir durumdur. Kış aylarında olmamıza rağmen işlerimizin iyi olması, bize geleceğe yönelik de ümit veriyor. Öte yandan, un sektöründeki ihracatın kesilmemesi ve bütün hızıyla devam etmesinin, diğer sektörlere de moral kaynağı olabileceğini düşünüyoruz.”

4,5 milyon İngiliz kredi kartı borcunu ödemeye çalışıyor

 
 
A.A.
 
4,5 milyon İngiliz kredi kartı borcunu ödemeye çalışıyor
4,5 milyon İngiliz'in bugün hala geçen Noelden kalma kredi kartı borçlarını ödeyebilmek için mücadele verdikleri bildirildi.

4,5 milyon kişinin, her 10 İngiliz'den birine tekabül ettiğine işaret eden uzmanlar, yeni bir Noele yaklaşılırken, toplumun yüzde 10'unu oluşturan kişilerin alış-veriş yapabilme noktasında bulunmadıklarına dikkat çekti. İstatistikler, bu yıl bir yıl öncesine göre 25-34 yaş grubundaki 250 bin daha fazla kişinin, hala geçen yıldan kalan borçlarını ödemeye çalıştıklarını ortaya koydu.

Bu kişilerin alış-veriş çılgınlığını sürdürmesi halinde, yeni yılda büyük bir sıkıntıyla karşı karşıya kalacaklarına da işaret eden uzmanlar, ekonomik krizin aile bütçelerini zaten sınırlarına kadar zorlamakta olduğunu hatırlattı.

Bu hafta pek çok mağazanın fiyatlarını yarıya yarıya indirdiğini, ancak borçlulara yardımcı olmak ve onlara danışmanlık hizmeti vermek üzere kurulmuş kuruluşların bu durumdan büyük rahatsızlık duyduklarına dikkat çeken İngiliz basını ise “bu büyük indirimlerin zaten borçlu olan halkı daha büyük borç batağına çekmesinden endişe ediliyor” diye yazdı.

Yapılan istatistiki çalışmalar ise İngiltere'nin en büyük 100 mağazasından 80'inin daha önce hiç görülmemiş bir örneğe imza atıp Noel öncesinde indirime girdiklerini ortaya koydu.

İngiltere'nin en büyük süpermarket zincirlerinden Tesco'nun bu hafta ilan ettiği yüzde 50 oranındaki indirimle başı çektiğini belirten uzmanlar, mağazaların ucuzluk kampanyalarının önümüzdeki günlerde daha da artacağını tahmin ediyor.

MoneyExpert adlı internet üzerinden faaliyet gösteren finans şirketi uzmanlarından Sean Gardner, “Her geçen gün daha çok kişi, Noelin yükünü plastik kartların üstüne yıkmayı sürdürüyor. Herkes Noelin tadına varmak istiyor ve bunun için tek dayanakları kredi kartları. Ortada her geçen gün daha az nakit dönüyor ve insanlar hala geçen yıldan kalan borçlarıyla boğuşuyor” dedi.

İngiltere Merkez Bankası rakamları, İngiliz tüketicinin toplam kredi kartı borcunun 53,1 milyar sterlin olduğuna işaret ediyor.

Ticarette ilk hedef Arap ve Türk Cumhuriyetleri

 
A.A.
 
 
Merkezi Mersin'de bulunan Türk Arap Ülkeleri İş Adamları Derneği (TURAB) Genel Başkanı Doğan Narin, “Türkiye'nin dış ticaret hacminde Arap ve Türk Cumhuriyetlerinin yüzde 13,5 olan payının önümüzdeki yıl yüzde 20'ye ulaşmasını beklediklerini” bildirdi.

Narin,  hem şubelerinin bulunduğu illerde hem de Türkiye genelinde derneklerinin ilgi alanındaki 22 Arap ülkesi ve 7 Türk Cumhuriyet ile sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi yönünde çaba gösterdiklerini, bu kapsamda, son 5 yılda önemli başarılara imza attıklarını belirtti.

Küresel krizin yaşandığı şu dönemlerde Arap ve Türk Cumhuriyetlerin Türkiye ekonomisine önemli oranda katkı sağladığına dikkati çeken Narin, bu ülkelerle ilişkilerin yapılan üst düzey görüşmeler sayesinde 2009 yılında daha da artmasının beklendiğini ifade ederek, şunları söyledi:
“2007 yılında 107 milyar dolar olan Türkiye ihracatının 17 milyar doları Arap ve Türk Cumhuriyetlerine gerçekleştirildi. 170 milyar dolar olan ithalatın ise 10 milyar doları yine bu ülkelerden yapıldı. 2008 yılının 9 aylık döneminde ise 105 milyar dolar olan ihracatın 22 milyar doları, 163 milyar dolar olan ithalatın ise 13 milyar dolarlık bölümü yine aynı ülkelerden gerçekleştirildi. Bu açıdan bakıldığında ticaret hacminde Arap ve Türk Cumhuriyetlerine daha fazla önem vermemiz gerekiyor. Bu kapsamda, Türkiye'nin toplam ticaret hacminde Arap ve Türk Cumhuriyetlerinin yüzde 13,5 olan payının önümüzdeki yıl yüzde 20'ye ulaşacağını bekliyoruz.”

“2009 yılında Arap ve Türk Cumhuriyeti devletleri ticaretinde hız kesmek yok” diyen Narin, şöyle devam etti:
“Bu hedefi yerine getireceğimize inanıyorum. Çünkü Arap Körfezi ve Türk Cumhuriyeti ülkeleri için Türkiye gün geçtikçe güvenilir liman olarak ön plana çıkıyor. Ama bizim bu noktada tek isteğimiz, yabancı yatırımcının hukuki mücadeleyle boğuşmasının engellenmesi. Çünkü bazı kurumlar hukuki çerçeve içerisinde iptal davası açıyor, bu davalar da 1-2 yıl sürüyor.

Özelleştirmeye konu olan veya yatırım yapılacak başka yerlerin hukuksal hiçbir probleminin olmaması gerekir. Bazı kurumların da dış yatırımcıları kaçırmak maksadı olmaksızın gerçek payı olmayan hukuki mücadeleye girmemelerini istiyoruz. Yatırım mücadelesini hep beraber sağlamalıyız. Gereksiz yerlere iptal davalarına girilmemeli. Yabancı yatırımcıyı ürkütmeyelim korkutmayalım. Çünkü, bu durum güvenilir liman olma imajımızı zedeler.”
Yabancı yatırımların önemine de değinen Narin, 2007 yılında 22 milyar dolar, 2008 yılında da 15 milyar dolara tamamlanacak olan yabancı yatırımlarda Arap ve Türk Cumhuriyeti ülkeleri sermayesinin 3 milyar dolar civarında olduğunu, bu oranı da artırma çabalarının süreceğini sözlerine ekledi.

TOBB kadınları ipek puşiyi dünyaya satacak

 
A.A.
 
 
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Anadolu'daki kadın girişimcileri dünya pazarlarıyla tanıştırıyor.

Girişimci kadınların vizyonunu açacak yurt dışı çalışmalara da hız veren TOBB Kadın Girişimciler Kurulu, ilk yurt dışı fuarına katıldı.

İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi ve Ege İhracatçı Birlikleri tarafından ulusal katılımın organize edildiği ve Dubai'de 3-7 Aralık tarihlerinde gerçekleşen Mobilya ve İç Dekorasyon Fuarı'na (INDEX 2008) TOBB Kadın Girişimciler Kurulu, Diyarbakırlı girişimci kadınların kurduğu DİPEK firmasının ürünleriyle katıldı.
TOBB Kadın Girişimciler Üst Kurul Üyesi ve DİPEK ürünlerinin pazarlanmasından sorumlu Nilüfer Baran ile TOBB Kadın Girişimciler Kurulu danışmanı Mustafa Mente fuara katılarak, ürünleri sergilediler.

Ortadoğu'da düzenlenen en büyük mobilya ve dekorasyon fuarı olan INDEX 2008'de, aralarında İspanya, İtalya, Almanya, İsviçre, Portekiz, Avusturya, Brezilya, Mısır, Çin, Tayvan'ın da bulunduğu fuar katılımcılarına Diyarbakır'da geleneksel ahşap tezgahlarda dokunan ipekten puşiler, şallar ve kravatlar tanıtıldı.
Diyarbakırlı kadın girişimciler, fuara katılmanın meyvelerini de hemen topladı. Birleşik Arap Emirlikli bir firma, yapılan protokol ile DİPEK firmasının ürünlerinin Körfez ülkelerinde satış hakkını aldı.

“KADIN EMEĞİ PARAYA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ”

TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Aynur Bektaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, DİPEK'in, Dünya Bankası ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası desteği ile yürütülen geleneksel ahşap tezgahlarda ipek kumaşı üretilmesi projesinin devamında kurulduğunu söyledi.

18 ahşap tezgahta ipek kumaşlardan şal, puşi ve kravatlık kumaş üretildiğini ve 30 genç kıza istihdam sağlandığını belirten Bektaş, üretim ve kalite konusunda belli bir yere gelen atölyenin üretimi sürdürebilmesi için devamlı iş akışına ve yeni pazarlara ihtiyacı olduğunu anlattı. Bektaş, şunları söyledi:
“Ben her zaman kadın emeğinin paraya dönüştürülmesi gerektiğine inandım. Kadınlar her yerde üretiyor. Artık, üretimle ilgili bir sorunumuz yok. Temel sorunumuz üretilen ürünlerin doğru kanallardan pazara sunulması, doğru müşteri kitlesi ile buluşturulması. Fuarlar pazarlamada kullanabileceğimiz çok önemli bir araç konumunda.

İmkanı olmayan kadın girişimcilerin hem yurt içinde hem de yurt dışında fuarlarda yer alması için çalışıyoruz. Yurt içinde 2009 yılında 167 fuara katılım sağlayacağız, TOBB 3 milyon YTL destek verecek. Yurt dışında ise ilk defa Dubai'de ev tekstili ve mobilya ihtisas fuarı olan INDEX 2008'e Diyarbakırlı kadınların ürünlerini götürmekten son derece mutlu olduk. Bir çok kadın girişimci arasından, kadınların ortak emeği ve desteğe ihtiyacı olduğu için Diyarbakır'ı seçtik.”

“KADINLARI, AMERİKA'DA FUARA GÖTÜRECEĞİM”

Diyarbakırlı kadınların ürünlerinin ilk defa bir fuarda yer alması, beğenilmesi ve Dubai'de ilk acentenin verilmesinden dolayı mutlu olduklarını vurgulayan Bektaş, “30 genç kızın emeklerinin boşa gitmemesi ve daimi istihdamlarının sağlanması en büyük dileğimiz” diye konuştu.

Bektaş, yurt dışında fuarlara katılan kadınların vizyonlarının gelişeceğini vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Kadınların artık, yüzlerini yurt dışına, ihracata çevirmeleri lazım. Yurt dışındaki fuarlara katılım yeni girişimci kadınlar yaratacak. Kadınlar fuara katılmayı, satışı, rekabeti öğrenecek. Mallarını sattıkça bu hastalık gibi olacak ve bütün kadınların vizyonunu geliştirecek. Yurt dışındaki fuarların takipçisi olacağım, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'den de birkaç yurt dışı fuarı bize açmasını isteyeceğim. İlk hedefim, kadınları Amerika'da bir fuara götürmek. Türk kadınının son derece başarılı olacağına inanıyorum.”

Bektaş, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu'nun şu anda 72 ilde yapılandığını ve 1,700 işveren kadına ulaştığını sözlerine ekledi.

TEB’e, 245 milyon dolarlık kredi

 
TEB’e, 245 milyon dolarlık kredi
Türk Ekonomi Bankası(TEB), uluslararası piyasalardaki dalgalanmanın ardından sendikasyon kredisi sağlayan ilk Türk bankası oldu.

TEB, uluslararası 17 bankadan dolar karşılığı 245 milyon dolarlık kredi aldı. Kredi, bir yıl vadeli ve toplam maliyeti yıllık libor+yüzde 2 ile temin edildi. TEB, 17 bankanın katılımı ile sağladığı sendikasyon kredisini dış ticaretin finansmanında kullanacak. TEB Genel Müdürü Varol Civil, uluslararası piyasalarda son beş yıldır görülen para bolluğunun kalmadığını, kredi bulmanın maliyetinin arttığını belirterek, "Bu ortamda başarılı bir sendikasyona imza atmaktan TEB olarak gurur duyuyorum" dedi.

Kamu yararına derneklerin denetimi için Gül’den vize

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Deniz Feneri ve diğer kamu yararına derneklerin denetlenmesi için Devlet Denetleme Kurulu’nu (DDK) harekete geçirdi.

Gül, CHP Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi’nin Kanal 7 hesaplarındaki usulsüzlüklerin, bağlantılarının tespit edilmesi için Devlet Denetleme Kurulu’nu görevlendirmeye davet etmesinin ardından, konuyu kurmaylarıyla değerlendirdi. Dava hakkında bilgiler alan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kamu yararına faaliyet gösteren derneklerle ilgili düzenlemelerin tekrar gözden geçirilmesini istedi.

Gündem uygun değil

Kurmaylarına denetlemenin yapılması için gündemin uygun olmadığını bildiren Abdullah Gül, Deniz Feneri davasıyla ilgili tartışmaların durulmasını beklemek gerektiğini söyledi. Denetlemenin sağlıklı yürütülebilmesi için zamana ihtiyaç olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Devlet Denetleme Kurulu’nun gerekli denetimi 2009 yılı takvimine alması talimatı verdi. Kamu yararına kurulan derneklerle ilgili sistem denetimi yapacak Devlet Denetleme Kurulu, konuyu içinde bulunduğumuz aralık ayının ikinci haftasında yapacağı kurul toplantısında 2009 yılı için belirlenecek olan gündeme alacak. Böylece aralarında Deniz Feneri’nin de bulunduğu kamu yararına derneklerin denetimi 2009 yılı içerisinde gerçekleştirilebilecek. Kamu yararına derneklerle ilgili sistemin eksiklerini ve olumsuz yanlarını masaya yatıracak Devlet Denetleme Kurulu, denetimin ardından bir durum ve öneri raporu hazırlayacak. Tespit ve önerilerin yeralacağı Devlet Denetleme Kurulu raporu daha sonra ilgili kuruluşlara da gönderilecek.

2 yılda bir denetim

Kamu yararına çalışan dernekler en az iki yılda bir denetleniyor. Yapılan denetimler sonucunda düzenlenen raporlar üzerine, kamu yararına çalışan derneklerin organlarında görev alan üyeler veya ilgili personel, ağır hapis veya ağır para cezası verilmesini gerektiren suçların işlendiğinin tespit edilmesi halinde, geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanınca görevden uzaklaştırılabiliyor.

Yardım azaldı Deniz Fener’i ilana yüklendi

DENİZ Feneri Derneği, son dönemde hakkında atılan iddialar ve Almanya’da aynı isimli derneğin hüküm giymesi ile azalan bağışları artırmak için basın ilanlarına ağırlık vermeye başladı. Dernek, yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle özellikle sağ kesime yakın gazetelerde ilanla bağış çağrısında bulundu. Deniz Feneri’nin gazete ilanlarının birbirinden farklı metinler içerdiği de dikkat çekti. Vakit Gazetesi’ne verilen tam sayfa ilanda, ’Kime inanıyor, kimi terk ediyorsunuz’ sorusu sorulurken, Yeni Şafak’taki ilanda ise ’Biz sadece iyilerin iyiliklerine köprü olduk’ mesajı kullanıldı.
 
 

Kadın olduğum hissettirilsin istiyorum

 
 
 
Kadın olduğum hissettirilsin istiyorum Tuba Büyüküstün, yeni bir ilişkiye başlamak konusunda cesaretli olmadığını söyledi.

TUBA BÜYÜKÜSTÜN FOTOĞRAFLARI

"Çemberimde Gül Oya"daki Zarife rolüyle çıkış yapan, bugünlerde "Asi" dizisinin en asi kızını canlandıran Tuba Büyüküstün, yeni bir ilişkiye başlamak konusunda cesaretli olmadığını söyledi: "Eskiden daha cesaretliydim, artık zorlanmaya başladım yeni bir şey yaşamakta. Yaşayacağın şey geçici olmasın istiyorsun bir süre sonra. Genç kızlık dönemin bitiyor ve artık kadın olduğunu söylemek istiyorsun, kadın olduğun hissettirilsin istiyorsun. Sürekli yaşa bitir, yaşa bitir, yoruluyorsun. O yüzden zorlanıyorum."

Oyunculuğu sevdiğinizi ne zaman fark ettiniz?            

- Oyunculuğa başladıktan bir süre sonra hayat içindeki tepkilerime inanmamaya başladım. Sürekli kendimi

kontrol ettiğimi fark ettim. Sonra normale döndü. Bir süre sonra oyunculuğun hayatımın vazgeçilmez bir noktasında olduğunu anladım.

Korkmadınız mı peki bilmediğiniz bir dünyaya girerken?

- Hiç düşünmedim, sorgulamadım. İlk başta istemedim ama sonra "Olur mu acaba?" diye baktığımda "Evet istiyorum" dedim. Ortamı düşünmedim. Akıntı geldi ve ben de kendimi bıraktım. Korkmadım.

Bu sürede neler değişti sizde?

- Keskin geçişler olmadı. Birdenbire ünlü olmadım. Büyüdüm sadece herkes gibi. Bir de gazetelerde boy boy bikinili fotoğraflarım çıktı maalesef. Hayatımdaki tek fark bu.

Tanımadığınız birine kendinizi anlatmak da zor olmalı. Bunlar mesleğinizin gereklilikleri değil mi?

- Ben gerekiyor diye hiçbir zaman röportaj vermedim. Şov dünyasının içinde olmak istemedim. Bu işi keyif aldığım için yapıyorum. "Bu işi bırakayım artık" diye düşündüğüm zamanlar oldu. Seviyorum, ama kendi hayatımdan daha çok sevmiyorum. Böyle giderse daha ciddi düşünmeye başlayacağım. Boğazlı kazakla girsem denize, o zaman beni çekin. Enteresan olur çünkü... Ne yapacağım? Kaçacak mıyım? Kaçsam, kaçtı oluyor. Kaçmasam, ilgilenmedi oluyor. Şansınız yok zaten.

Arkadaş çevreniz değişti mi?/_np/7179/6897179.jpg

- Hiçbir zaman herkese güvenen, fazla arkadaşı olan biri olmadım. Yalnız büyüdüğüm için arkadaşlarımı da seçerdim.

Nasıl bir sevgilisiniz?

- Annem "Çok fevrisin bazen, kırıcı oluyorsun" der. Fevri bir yanım var, hayat içinde de öyleyim. Bana hep "Son söylenecek şeyi ilk söylüyorsun" derler. Hiçbir şey uzasın istemem, biraz sertim galiba...

Eski sevgili arkadaş olur mu?

- Olabilir. Bir insanla bir şey yaşıyorsanız, bu demektir ki o insanda sizin için özel bir şeyler var. Eğer o insan benim için özelse, hayatım boyunca özel kalır. Çoğu eski erkek arkadaşım hiç konuşmuyor olsak da benim için hálá çok özeldir. Ancak arkadaş olarak kalan olmadı galiba.

Genellikle giden siz mi olursunuz?

- Ben bitirmekte çok başarılı biri değilim.

Yeni bir ilişkiye girmek konusunda cesaretli misiniz?

- Eskiden daha cesaretliydim, artık zorlanmaya başladım yeni bir şey yaşamakta. Yaşayacağın şey geçici olmasın istiyorsun bir süre sonra... Genç kızlık dönemin bitiyor ve artık kadın olduğunu söylemek istiyorsun, kadın olduğun hissettirilsin istiyorsun. Sürekli yaşa bitir, yaşa bitir, yoruluyorsun.

Aşkta ne arıyorsunuz?

- Aşkın gelgitlerinden yoruldum. Çok gelgitli aşk hem çok üzüyor hem çok mutlu ediyor. Çok aşağıda ya da çok yukarıda yaşıyorsun. Bir ilişki için gerçekten acı çekmiyorsan, o ilişkide mutlu da olamıyorsun demektir. Ama ben o iniş çıkışın içinde de bir güven hissetmek istiyorum.

Yani size ne istediğini bilen biri gerekiyor.

- Sağlam durabilecek biri gerekiyor. Ne istediğini bilen, inanan biri. Ve beni inandıracak biri gerekiyor.

Yıldızları saydım

F.Bahçe’de kaptan Alex, Kiev maçında sakat olduğunu söyledi

“Sivas maçında köprücük kemiğim yerinden oynamış. Acıma rağmen Kiev’e karşı oynadım. Aynı yere darbe gelince benim için bitiş oldu”

TURKCELL Süper Lig ve Şampiyonlar Ligi’nde istediği sonuçları elde edemeyen F.Bahçe’de kaptan Alex sakat sakat oynadığını itiraf etti. Ligde geçtiğimiz hafta oynanan Sivasspor mücadelesinde omzundan sakatlandığını ve çok acı çektiğini belirten Alex, bu sebepten ötürü pazar günü oynanacak Kayserispor maçında forma giyemeyeceğini açıkladı.

‘ACI, ÇOK FAZLA ACI’

ALEX de Souza kendisine ait ’www.alex10.com.br’ internet sitesinde “Acı, çok fazla acı” başlığıyla kaleme aldığı haftalık yazısında, “Geçtiğimiz hafta oynadığımız Sivasspor maçında omzumun üzerine düştüm ve köprücük kemiğim yerinden oynadı. Bizim içim çok önemli olan Şampiyonlar Ligi’ndeki Dinamo Kiev maçında çok acı çekmeme rağmen takımımı yanlız bırakmak istemedim. Maalesef bir pozisyonda aynı incinmiş omzumun üzerine düştüğümde ’kafamda dolaşan yıldızları’ saydım ve bu benim için bitiş oldu” dedi.

MR SONUÇLARI KÖTÜ

BREZİLYALI oyuncu yazının devamında çekilen tomografi ve MR’ında köprücük kemiğinde zedelenme belirlendiğini ve bir hafta antrenmanlardan uzak kalacağını açıkladı. Brezilyalı yıldız, “Milli maç nedeniyle lige verilen arada iyileşeceğim. Sadece Kayserispor maçında forma giyemeyeceğim” dedi.

SEMİH VE LUGANO DA YOK

SARI-lacivertlilerde kaptan Alex dışında sakatlıkları devam eden Semih ve Lugano’nun da Kayseri maçında oynamalarının zor olduğu belirtildi. Bu gelişmeler üzerine teknik direktör Aragones, taktik çalışmada Lugano’nun yerine defansta Önder’i oynattı. İspanyol teknik adamın orta sahada Emre veya sakatlıktan çıkan Tümer’e görev verecek. Eğer Aragones, Emre Belözoğlu’nu ön liberoda Maldonado ile birlikte oynatırsa Tümer’i forvet arkasında oynatacağı öğrenildi.